aytim
26.09.08, 12:21 AM
1-) Doğduğum zaman miniminnacık ama sevimli bir çocuktum
[Only Registered Users Can See Links]
2-) Sonra biraz daha büyüdüm ve daha sevimli bir çocuk oldum:
[Only Registered Users Can See Links]
3-) Fakat büyüdükçe biraz yaramaz bir çocuk oldum. Fazla yaramazlık yapmayayım diye annem beni sık sık duvara asardı; ben de misafirlerin ayak altında dolaşamaz; sehpalara, kanepelere tırmanamaz, vazoları filan kıramazdım. Böylece herkes çok rahat ederdi:
[Only Registered Users Can See Links]
4-)İşte size yaptığım ve annemin çok kızdığı yaramazlıklarımdan biri... Annem çok kızmıştı bu yaramazlığıma, ama ne yapayım? Hava çok sıcaktı; duş almak istemiştim, boyum da sadece klozete yetmişti:
[Only Registered Users Can See Links]
5-) Bu olaydan sonra annem beni iyice yıkamış ve kurumam için ipe asmıştı:
[Only Registered Users Can See Links]
6-) Annem zaten çok temizlik sever bir kadındı; eline ne geçerse yıkardı. Yıkarken de Omo kullanırdı. Hatta karşı komşumuzun oğlu Michael ağabey vardı. Annem onun biraz fazla kirli olduğunu düşündü bir gün ve yine Omo kullanarak yıkadı. Oğlan bembeyaz oldu, eski siyahlığından eser kalmadı. Şimdi Michael Ağabey büyüdü, ünlü bir sanatçı oldu. Her konserinde anneme "Allah razı olsun" diye teşekkür eder:
[Only Registered Users Can See Links]
7-) İşte bu da benim babam. O zamanlar yaşlıydı ama deli-dolu bir adamdı. Fotoğrafta da görebileceğiniz gibi annem babamın gözlerindeki o güzelim ifadeye vurulmuş ve yıldırım nikâhıyla evlenmişler
[Only Registered Users Can See Links]
8-) Babamın av merakı vardı, yalnız biraz sakardı. Üstelik bir de talihsizdi de... Bir gün ormana babamla beraber ayı avlamaya gitmiştik, ama aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi ayıyı bu halde yakalayınca ayı, bunu namus meselesi yaptı ve babamın tüfeğini elinden kaptığı gibi bayır aşağı kovalamaya başladı:
[Only Registered Users Can See Links]
9-) Yine bir gün babamla geyik avlamaya gitmiştik ormana, fakat geyik babamdan daha akıllı çıktı... Babam sürekli kendi kendine "Allah Allah, bu geyik şimdi buradaydı, nereye gitti?" diye sorup durdu:
[Only Registered Users Can See Links]
10-) Sonra aşağıda gördüğünüz gibi geyik, babamı yakaladı ve babamın arabasına bağladığı gibi, babamı götürüp karakola teslim etti. Üstelik utanmaz geyik, karakolda bir de polislere "böyle adamlara avcılık yaptırmayın kardeşim, avcılığın da bir şanı şerefi var" dedi. Zaten babam da o günden sonra avcılığı bıraktı:
[Only Registered Users Can See Links]
11-) Küçükken hayvanları ve özellikle köpekleri çok severdim. Sık sık yan komşumuzun köpeğiyle oynar, onun yemeğini paylaşırdım. Fakat yan komşumuz ben onların köpeğinin yiyeceğini silip süpürüyorum diye babama şikayete gelince babam da bana bir köpek aldı:
[Only Registered Users Can See Links]
12-) Yeni köpeğimi çok seviyordum. Hattâ ona piyano çalmayı bile öğretmiştim. Akşamları sık sık onun çaldığı "Sabuha çok beklettin, bırakıp gitme dedim, insafsız Sabuhaaaaaaaaaa" şarkısını dinler ve mutlu olurduk
[Only Registered Users Can See Links]
13-) Hayvansız kalmayalım diye bu sefer evimize bir kedi aldık. Fakat bu kedi de bir gün evde otururken televizyonda bir amca gördü ve: "Ah ulan ah, böyle adamlara sunuculuk yaptırılan bir ülkede yaşanır mı beaaaa" diyerek intihar etti:
[Only Registered Users Can See Links]
14-) Sonra yıllar geçti. İlköğretimimi başarıyla tamamladıktan sonra liseye başladım. Liseye ilk başladığım günü hiçbir zaman unutamam: En yakın arkadaşım Mülayim Filhakika ile takım elbiselerimizi giyip hemen fotoğrafçıya koşmuş ve artist gibi pozlar vermiştik:
[Only Registered Users Can See Links]
15-) Fakat lise günlerimin başlarda çok iyi geçtiği söylenemez. Zayıf, sıska ve ürkek olmamdan yararlanan çocuklar her gün beni dövüyorlar, elimden harçlığımı alıyorlardı. Ben de bunun üzerine bir vücut geliştirme salonuna gittim ve her gün çalışmaya başladım:
[Only Registered Users Can See Links]
16-) Bu arada benim zavallı halimi duyan ve arkadaşım Mülayim Filhakika'yı dolaylı yoldan tanıyan mafya babası Tapir Pamir, "gelsin, onu bizim çeteye alalım, ilim irfan öğretelim" demiş:
[Only Registered Users Can See Links]
17-) Ben de bunun üzerine çeteye girdim ve okul yıllarım boyunca bana sataşmaya kimse cesaret edemedi. Aşağıdaki fotoğrafta arkadaşlarımla ölümsüzleştirdiğim bir anı görüyorsunuz:
[Only Registered Users Can See Links]
18-) Ve işte o unutulmaz an: Hayatımın kadını Şehriye Tellikıpçak ile karşılaştığım gün. Fakat çok kısa sürdü bu evlilik nedense. 3 yıl evli kaldıktan sonra boşandık:
[Only Registered Users Can See Links]
19-) Bu boşanmanın nedenlerinden biri de karımda kompleks olmasıydı sanırım... Her şeyin en büyüğüne sahip olmak istiyordu. Bu yüzden gittiğimiz mobilyacılarda filan çok sıkıntı çekiyorduk. Hadi yine dev mobilyalar filan bulabiliyorduk ama bu mobilyalar evin kapısından sığmayınca duvarları filan yıktırmamız hiç de hoş olmuyordu:
[Only Registered Users Can See Links]
20-) Hatta eşyalar evimize rahat sığsın diye eviminizin tavanını yıktırdığımız bir günün gecesinde evimize bir göktaşı bile düştü. Bereket versin ki; o anda dışardaydık:
[Only Registered Users Can See Links]
21-) Aslında karımdan boşandıktan sonra çok mutlu olmam gerekirdi; çünkü artık ütüyü, çamaşırı ben yapmıyor, bulaşıkları ben yıkamıyordum ama yine de bir garip hissettim kendimi. Düştüğüm boşluktan kurtulmak için kendimi içkiye verdim. Her gün içiyor, nereyi bulursam orada sızıp kalıyordum:
[Only Registered Users Can See Links]
22-) Doktorum bir gün içkiyi azaltmamı yoksa öleceğimi söyledi. Günde yalnızca bir kadeh içki içebileceğimi söyleyince fotoğrafta gördüğünüz gibi ben de günde yalnızca bir kadeh içki içmeye başladım:
[Only Registered Users Can See Links]
23-) Bir yabancı dil kursuna yazılayım dedim ancak kurs arkadaşlarım fazlasıyla garip ve gürültücü kişilerdi. Bu yüzden kursu da bıraktım:
[Only Registered Users Can See Links]
24-) Sonra bir yüzme havuzu işletmeye karar verdim ama fazla müşteri olmayınca onu da bıraktım:
[Only Registered Users Can See Links]
25-) Ve bir gün: Hayatımın icadı bilgisayarla tanıştım... İlk başlarda acemilikten dolayı epey bir bilgisayar parçaladım ama sonra bu işin uzmanı oldum:
[Only Registered Users Can See Links]
26-) Artık bilgisayarsız yapamıyordum, bende delice bir tutku olmuştu bilgisayar. Hiç başından kalkmamam gerekiyordu, hiçbir şey için kalkmamam... Hep başında olmalıydım:
[Only Registered Users Can See Links]
26-) Üstelik bir de bilgisayarda forumlarla tanışmıştım. Hele bir tanesi vardı ki; o bambaşkaydı: Haydipaylas.net forumu... Sürekli o forumu düşünüyordum; kim hangi konu başlığını açmış, kim konulara nasıl cevap vermiş, niye cevap vermiş; ben hangi konuyu yazacağım, şu konuyu nasıl işlesem forumda? Hep haydipaylas forumunu düşünüyordum... Fakat yine bir gün foruma yazacağım yazıyı düşünürken dalgınlıkla bir adamın ceketine ellerimi kurulayınca adam beni fena benzetti ve "bekle burada, tabancımı alıp geleyim, seni geberteceğim" dedi:
[Only Registered Users Can See Links]
27-) Ben de bunun üzerine orada durmadım, hemen kaçtım ve uzak diyarlara geldim: Bu ülkede kılık değiştirdim, dağ başında bir tapınağa çekildim ve elbette diz üstü bilgisayarımı da yanımda getirdim.
Burada ekmek elden su gölden yaşıyorum ve haydipaylasa'a gönderdiğim yazı ve çalışmalarımı Tibet dağlarının o mistik havasıyla yolluyorum. Umarım beğeniyorsunuzdur:
alıntı
[Only Registered Users Can See Links]
2-) Sonra biraz daha büyüdüm ve daha sevimli bir çocuk oldum:
[Only Registered Users Can See Links]
3-) Fakat büyüdükçe biraz yaramaz bir çocuk oldum. Fazla yaramazlık yapmayayım diye annem beni sık sık duvara asardı; ben de misafirlerin ayak altında dolaşamaz; sehpalara, kanepelere tırmanamaz, vazoları filan kıramazdım. Böylece herkes çok rahat ederdi:
[Only Registered Users Can See Links]
4-)İşte size yaptığım ve annemin çok kızdığı yaramazlıklarımdan biri... Annem çok kızmıştı bu yaramazlığıma, ama ne yapayım? Hava çok sıcaktı; duş almak istemiştim, boyum da sadece klozete yetmişti:
[Only Registered Users Can See Links]
5-) Bu olaydan sonra annem beni iyice yıkamış ve kurumam için ipe asmıştı:
[Only Registered Users Can See Links]
6-) Annem zaten çok temizlik sever bir kadındı; eline ne geçerse yıkardı. Yıkarken de Omo kullanırdı. Hatta karşı komşumuzun oğlu Michael ağabey vardı. Annem onun biraz fazla kirli olduğunu düşündü bir gün ve yine Omo kullanarak yıkadı. Oğlan bembeyaz oldu, eski siyahlığından eser kalmadı. Şimdi Michael Ağabey büyüdü, ünlü bir sanatçı oldu. Her konserinde anneme "Allah razı olsun" diye teşekkür eder:
[Only Registered Users Can See Links]
7-) İşte bu da benim babam. O zamanlar yaşlıydı ama deli-dolu bir adamdı. Fotoğrafta da görebileceğiniz gibi annem babamın gözlerindeki o güzelim ifadeye vurulmuş ve yıldırım nikâhıyla evlenmişler
[Only Registered Users Can See Links]
8-) Babamın av merakı vardı, yalnız biraz sakardı. Üstelik bir de talihsizdi de... Bir gün ormana babamla beraber ayı avlamaya gitmiştik, ama aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi ayıyı bu halde yakalayınca ayı, bunu namus meselesi yaptı ve babamın tüfeğini elinden kaptığı gibi bayır aşağı kovalamaya başladı:
[Only Registered Users Can See Links]
9-) Yine bir gün babamla geyik avlamaya gitmiştik ormana, fakat geyik babamdan daha akıllı çıktı... Babam sürekli kendi kendine "Allah Allah, bu geyik şimdi buradaydı, nereye gitti?" diye sorup durdu:
[Only Registered Users Can See Links]
10-) Sonra aşağıda gördüğünüz gibi geyik, babamı yakaladı ve babamın arabasına bağladığı gibi, babamı götürüp karakola teslim etti. Üstelik utanmaz geyik, karakolda bir de polislere "böyle adamlara avcılık yaptırmayın kardeşim, avcılığın da bir şanı şerefi var" dedi. Zaten babam da o günden sonra avcılığı bıraktı:
[Only Registered Users Can See Links]
11-) Küçükken hayvanları ve özellikle köpekleri çok severdim. Sık sık yan komşumuzun köpeğiyle oynar, onun yemeğini paylaşırdım. Fakat yan komşumuz ben onların köpeğinin yiyeceğini silip süpürüyorum diye babama şikayete gelince babam da bana bir köpek aldı:
[Only Registered Users Can See Links]
12-) Yeni köpeğimi çok seviyordum. Hattâ ona piyano çalmayı bile öğretmiştim. Akşamları sık sık onun çaldığı "Sabuha çok beklettin, bırakıp gitme dedim, insafsız Sabuhaaaaaaaaaa" şarkısını dinler ve mutlu olurduk
[Only Registered Users Can See Links]
13-) Hayvansız kalmayalım diye bu sefer evimize bir kedi aldık. Fakat bu kedi de bir gün evde otururken televizyonda bir amca gördü ve: "Ah ulan ah, böyle adamlara sunuculuk yaptırılan bir ülkede yaşanır mı beaaaa" diyerek intihar etti:
[Only Registered Users Can See Links]
14-) Sonra yıllar geçti. İlköğretimimi başarıyla tamamladıktan sonra liseye başladım. Liseye ilk başladığım günü hiçbir zaman unutamam: En yakın arkadaşım Mülayim Filhakika ile takım elbiselerimizi giyip hemen fotoğrafçıya koşmuş ve artist gibi pozlar vermiştik:
[Only Registered Users Can See Links]
15-) Fakat lise günlerimin başlarda çok iyi geçtiği söylenemez. Zayıf, sıska ve ürkek olmamdan yararlanan çocuklar her gün beni dövüyorlar, elimden harçlığımı alıyorlardı. Ben de bunun üzerine bir vücut geliştirme salonuna gittim ve her gün çalışmaya başladım:
[Only Registered Users Can See Links]
16-) Bu arada benim zavallı halimi duyan ve arkadaşım Mülayim Filhakika'yı dolaylı yoldan tanıyan mafya babası Tapir Pamir, "gelsin, onu bizim çeteye alalım, ilim irfan öğretelim" demiş:
[Only Registered Users Can See Links]
17-) Ben de bunun üzerine çeteye girdim ve okul yıllarım boyunca bana sataşmaya kimse cesaret edemedi. Aşağıdaki fotoğrafta arkadaşlarımla ölümsüzleştirdiğim bir anı görüyorsunuz:
[Only Registered Users Can See Links]
18-) Ve işte o unutulmaz an: Hayatımın kadını Şehriye Tellikıpçak ile karşılaştığım gün. Fakat çok kısa sürdü bu evlilik nedense. 3 yıl evli kaldıktan sonra boşandık:
[Only Registered Users Can See Links]
19-) Bu boşanmanın nedenlerinden biri de karımda kompleks olmasıydı sanırım... Her şeyin en büyüğüne sahip olmak istiyordu. Bu yüzden gittiğimiz mobilyacılarda filan çok sıkıntı çekiyorduk. Hadi yine dev mobilyalar filan bulabiliyorduk ama bu mobilyalar evin kapısından sığmayınca duvarları filan yıktırmamız hiç de hoş olmuyordu:
[Only Registered Users Can See Links]
20-) Hatta eşyalar evimize rahat sığsın diye eviminizin tavanını yıktırdığımız bir günün gecesinde evimize bir göktaşı bile düştü. Bereket versin ki; o anda dışardaydık:
[Only Registered Users Can See Links]
21-) Aslında karımdan boşandıktan sonra çok mutlu olmam gerekirdi; çünkü artık ütüyü, çamaşırı ben yapmıyor, bulaşıkları ben yıkamıyordum ama yine de bir garip hissettim kendimi. Düştüğüm boşluktan kurtulmak için kendimi içkiye verdim. Her gün içiyor, nereyi bulursam orada sızıp kalıyordum:
[Only Registered Users Can See Links]
22-) Doktorum bir gün içkiyi azaltmamı yoksa öleceğimi söyledi. Günde yalnızca bir kadeh içki içebileceğimi söyleyince fotoğrafta gördüğünüz gibi ben de günde yalnızca bir kadeh içki içmeye başladım:
[Only Registered Users Can See Links]
23-) Bir yabancı dil kursuna yazılayım dedim ancak kurs arkadaşlarım fazlasıyla garip ve gürültücü kişilerdi. Bu yüzden kursu da bıraktım:
[Only Registered Users Can See Links]
24-) Sonra bir yüzme havuzu işletmeye karar verdim ama fazla müşteri olmayınca onu da bıraktım:
[Only Registered Users Can See Links]
25-) Ve bir gün: Hayatımın icadı bilgisayarla tanıştım... İlk başlarda acemilikten dolayı epey bir bilgisayar parçaladım ama sonra bu işin uzmanı oldum:
[Only Registered Users Can See Links]
26-) Artık bilgisayarsız yapamıyordum, bende delice bir tutku olmuştu bilgisayar. Hiç başından kalkmamam gerekiyordu, hiçbir şey için kalkmamam... Hep başında olmalıydım:
[Only Registered Users Can See Links]
26-) Üstelik bir de bilgisayarda forumlarla tanışmıştım. Hele bir tanesi vardı ki; o bambaşkaydı: Haydipaylas.net forumu... Sürekli o forumu düşünüyordum; kim hangi konu başlığını açmış, kim konulara nasıl cevap vermiş, niye cevap vermiş; ben hangi konuyu yazacağım, şu konuyu nasıl işlesem forumda? Hep haydipaylas forumunu düşünüyordum... Fakat yine bir gün foruma yazacağım yazıyı düşünürken dalgınlıkla bir adamın ceketine ellerimi kurulayınca adam beni fena benzetti ve "bekle burada, tabancımı alıp geleyim, seni geberteceğim" dedi:
[Only Registered Users Can See Links]
27-) Ben de bunun üzerine orada durmadım, hemen kaçtım ve uzak diyarlara geldim: Bu ülkede kılık değiştirdim, dağ başında bir tapınağa çekildim ve elbette diz üstü bilgisayarımı da yanımda getirdim.
Burada ekmek elden su gölden yaşıyorum ve haydipaylasa'a gönderdiğim yazı ve çalışmalarımı Tibet dağlarının o mistik havasıyla yolluyorum. Umarım beğeniyorsunuzdur:
alıntı