aytim
15.09.08, 06:41 AM
Çocuk Yalana Nasıl Alışır
Esra Nuray Sezer
Genç kadın, yeni aldığı kıyafeti komşusuna öyle bir anlatıyordu ki, komşusu
meraktan renkten renge girmişti.
"Ya yeter artık anlattığın, getir de bir görelim."
Kadın koşar adım gidip elbiseyi getirdi ve nispet edercesine gösterir. Komşu
hanım, "Eee, vallahi, hani anlattığın kadar var yani..." dedi.
Kim bilir kaçıncı baskıydı. Eve her gelene yeni elbiseyi bir anlatılıyordu
ki, görme gitsin! Fiyatı komşulara iki misli söyleniyordu.
"Aman çocuklar, babanız sorarsa sakın ha bu elbiseyi kaça aldığımı
söylemeyin. Ona yarısını söyleriz, olur biter" diyordu; çocukları en kötü
alışkanlık olan yalana bir anne olarak ittiğinden habersizcesine...
Küçük Ali zaman zaman düşünüyor, öğretmeni "Çocuklar, sakın ola ki yalan
söylemeyin. Yalan çok çirkindir. Yalan söyleyeni hiç kimse sevmez. Siz yalan
diyebilir, beni aldatabilirsiniz; ama Allah'ı asla aldatamazsınız; Onun
melekleri sizi her zaman görmekte, her söylediğinizi yazmakta, her
yaptığınızın resmini çekmekte" diyordu.
Peki, annesi bunları bilmiyor muydu?
Ali'nin gözünde annesi yanlış yapmazdı, o halde annesi haklıydı! Çünkü geçen
gün de aynı şey olmuştu. Annesi, "Babanıza sakın demeyin" demiş ve kendisi
de doğruyu söylememişti.
Ali, aslında çalışkan ve terbiyeli bir çocuktu. Fakat son zamanlarda
yaşadıkları onu biraz düşündürüyor, ara sıra da olsa küçük kaçamaklar
yapıyordu. Bilhassa başarılı olmadığı derslerini söylemiyor, kırık aldığı
zaman ya "İyi aldım" veya "Daha bilmiyorum" diyordu.
Bir gün veli toplantısına Ali'nin annesi de çağrıldı. Ali'nin notlarını
düşürdüğü, eskisi kadar derslerinde ciddî olmadığı söylendi. Annesi çok
şaşırmıştı ve Ali'nin neden böyle bir davranış içerisine girdiğine bir anlam
verememişti. Akşam olunca, aile her zamanki gibi akşam yemeğinde bir araya
geldi.
"Ali, biliyorsun, bugün veli toplantısına gittim." dedi.
"Ne var? Gayet normal..."
Annesi, "Evet," dedi, "buraya kadar normal de, senin bize söylediklerinle
öğretmenin söyledikleri çelişiyor da... Utanmıyor musun bize yalan
söylemeye? Ben seni yalan söylemen için mi okutup emek veriyorum? Okulda
size yalan mı öğretiyorlar? Sonra, bu yalanın çıkmayacak mı zannettin?
Çekirge bir zıplar, iki zıplar, üçüncüde yakalanır. Bak sen de nasıl
yakalandın!"
"Bitti mi?"
"Evet, bitti. Yine bir yalanla mı kendini savunacaksın?"
"Hayır, anne! Ben, yalan söylemeyi, okuldan, arkadaşlarımdan ya da
öğretmenimden öğrenmedim; ilk senden öğrendim!"
Bu sözleri duyan genç kadın, ağzındaki lokmayı yutamaz oldu. Deminden beri
bütün konuşmaları sessizce dinleyen baba ise, bu konuşmalara bir anlam
veremeden gayriihtiyarî hanımına bakakalmıştı.
Ali cesaretini topladı:
"Evet, anne!" dedi. "Yanlış duymadın. Bana yalanı sen öğrettin! Sen değil
miydin, bir şey olduğu zaman 'Babanıza söylemeyin' diyen ve olayı farklı
anlatan, 'Şunu yaparsanız size şunu alırım' deyip biz yaptığımız zaman
boşveren, sözünde hiç durmayıp bizi hep aldatan?.. Ben aslında yalanın çok
kötü olduğunu biliyorum. Öğretmenimiz bunu bize uzun uzun anlattı. Ama
günlerce düşündüm; 'Kötü bir şey olsa her şeyi en güzel yapan anneler
yapmaz' dedim ve senin yaptıkların öğretmenimin anlattıklarından üstün
çıktı. Kırık not aldığım zaman sizlere iyi imiş gibi anlattım."
Etrafı büyük bir suskunluk kaplamıştı.
Herkesin ruh dünyasında kasırgalar esmekteydi. En çok da, düşünmeden yaptığı
hareket karşısında çocuğuna kötü örnek olan annenin yüreğinde...
Ne yapmıştı, Ali gibi çalışkan ve sorumlu bir çocuğu ta uçuruma kadar nasıl
getirmişti?
Anne bir sure sonra söze başlar:
"Ali, senden özür diliyorum. Demek ki hiç yanlış yapmaması gereken, yaptığı
zaman ise büyük tahripler yapan anneler de hata yaparmış! Düşünmeden
yaptıklarım ve söylediklerimle bana güzel bir ders verdin. Bana model
olduğumu hatırlattın. Seni tebrik ediyorum."
Esra Nuray Sezer
Esra Nuray Sezer
Genç kadın, yeni aldığı kıyafeti komşusuna öyle bir anlatıyordu ki, komşusu
meraktan renkten renge girmişti.
"Ya yeter artık anlattığın, getir de bir görelim."
Kadın koşar adım gidip elbiseyi getirdi ve nispet edercesine gösterir. Komşu
hanım, "Eee, vallahi, hani anlattığın kadar var yani..." dedi.
Kim bilir kaçıncı baskıydı. Eve her gelene yeni elbiseyi bir anlatılıyordu
ki, görme gitsin! Fiyatı komşulara iki misli söyleniyordu.
"Aman çocuklar, babanız sorarsa sakın ha bu elbiseyi kaça aldığımı
söylemeyin. Ona yarısını söyleriz, olur biter" diyordu; çocukları en kötü
alışkanlık olan yalana bir anne olarak ittiğinden habersizcesine...
Küçük Ali zaman zaman düşünüyor, öğretmeni "Çocuklar, sakın ola ki yalan
söylemeyin. Yalan çok çirkindir. Yalan söyleyeni hiç kimse sevmez. Siz yalan
diyebilir, beni aldatabilirsiniz; ama Allah'ı asla aldatamazsınız; Onun
melekleri sizi her zaman görmekte, her söylediğinizi yazmakta, her
yaptığınızın resmini çekmekte" diyordu.
Peki, annesi bunları bilmiyor muydu?
Ali'nin gözünde annesi yanlış yapmazdı, o halde annesi haklıydı! Çünkü geçen
gün de aynı şey olmuştu. Annesi, "Babanıza sakın demeyin" demiş ve kendisi
de doğruyu söylememişti.
Ali, aslında çalışkan ve terbiyeli bir çocuktu. Fakat son zamanlarda
yaşadıkları onu biraz düşündürüyor, ara sıra da olsa küçük kaçamaklar
yapıyordu. Bilhassa başarılı olmadığı derslerini söylemiyor, kırık aldığı
zaman ya "İyi aldım" veya "Daha bilmiyorum" diyordu.
Bir gün veli toplantısına Ali'nin annesi de çağrıldı. Ali'nin notlarını
düşürdüğü, eskisi kadar derslerinde ciddî olmadığı söylendi. Annesi çok
şaşırmıştı ve Ali'nin neden böyle bir davranış içerisine girdiğine bir anlam
verememişti. Akşam olunca, aile her zamanki gibi akşam yemeğinde bir araya
geldi.
"Ali, biliyorsun, bugün veli toplantısına gittim." dedi.
"Ne var? Gayet normal..."
Annesi, "Evet," dedi, "buraya kadar normal de, senin bize söylediklerinle
öğretmenin söyledikleri çelişiyor da... Utanmıyor musun bize yalan
söylemeye? Ben seni yalan söylemen için mi okutup emek veriyorum? Okulda
size yalan mı öğretiyorlar? Sonra, bu yalanın çıkmayacak mı zannettin?
Çekirge bir zıplar, iki zıplar, üçüncüde yakalanır. Bak sen de nasıl
yakalandın!"
"Bitti mi?"
"Evet, bitti. Yine bir yalanla mı kendini savunacaksın?"
"Hayır, anne! Ben, yalan söylemeyi, okuldan, arkadaşlarımdan ya da
öğretmenimden öğrenmedim; ilk senden öğrendim!"
Bu sözleri duyan genç kadın, ağzındaki lokmayı yutamaz oldu. Deminden beri
bütün konuşmaları sessizce dinleyen baba ise, bu konuşmalara bir anlam
veremeden gayriihtiyarî hanımına bakakalmıştı.
Ali cesaretini topladı:
"Evet, anne!" dedi. "Yanlış duymadın. Bana yalanı sen öğrettin! Sen değil
miydin, bir şey olduğu zaman 'Babanıza söylemeyin' diyen ve olayı farklı
anlatan, 'Şunu yaparsanız size şunu alırım' deyip biz yaptığımız zaman
boşveren, sözünde hiç durmayıp bizi hep aldatan?.. Ben aslında yalanın çok
kötü olduğunu biliyorum. Öğretmenimiz bunu bize uzun uzun anlattı. Ama
günlerce düşündüm; 'Kötü bir şey olsa her şeyi en güzel yapan anneler
yapmaz' dedim ve senin yaptıkların öğretmenimin anlattıklarından üstün
çıktı. Kırık not aldığım zaman sizlere iyi imiş gibi anlattım."
Etrafı büyük bir suskunluk kaplamıştı.
Herkesin ruh dünyasında kasırgalar esmekteydi. En çok da, düşünmeden yaptığı
hareket karşısında çocuğuna kötü örnek olan annenin yüreğinde...
Ne yapmıştı, Ali gibi çalışkan ve sorumlu bir çocuğu ta uçuruma kadar nasıl
getirmişti?
Anne bir sure sonra söze başlar:
"Ali, senden özür diliyorum. Demek ki hiç yanlış yapmaması gereken, yaptığı
zaman ise büyük tahripler yapan anneler de hata yaparmış! Düşünmeden
yaptıklarım ve söylediklerimle bana güzel bir ders verdin. Bana model
olduğumu hatırlattın. Seni tebrik ediyorum."
Esra Nuray Sezer