Orijinalini görmek için tıklayınız : İşkence Hakkında Genel Bilgi
[Only Registered Users Can See Links]
İşkence türleri
Fiziksel işkence, azap vermek için fiziksel acıyı kullanır, ki bu da en bilinen işkence biçimidir.
P***olojik işkence, azap vermek için p***olojik acıyı kullanır ve daha az bilinir, çünkü etkileri çoğunlukla başkalarınca görülemez. Nesnesi konumundakinin zihinsel, duygusal ve p***olojik hallerinde acıya sebep olmak için fiziksel olmayan yöntemler kullanır. Nelerin p***olojik işkence oluşturduğuna dair uluslararası bir fikir birliği olmadığından, sıklıkla bunlara göz yumulur, inkar edilir yahut başka türlü adlandırılır. Buna rağmen, kurbanı olanlarca işkencenin en salt biçimi olduğu söylenmiştir.
P***iyatrik işkence, siyasî, dinî ya da ailevî sebeplerle "akil" insanlara işkence etmek için p***iyatrik teşhisleri ve bunlara ilintili olarak yapılan tedavileri kullanır. Bu Sovyet Rusya'da siyasî esirlere karşı oldukça sık kullanılan bir yöntemdi. Daha yumuşak biçimleri ABD ordusunda -başka yönlerden akil olsa da- emirlere karşı gelen subaylara karşı uygulanmıştır. Bu tür "sorun çıkaran" üyelerden sakınan kimi dinî grupların da, sahte akıl hastalığı teşhisleri koyarak söz konusu üyeyi devamlı bir ayıplama altında tutmaya dayalı bir tür p***iyatrik işkence kullanmaya çabaladıkları olmuştur.
Farmakolojik işkence, azap vermek ve işkencecinin amaçlarına boyun eğdirmek için kurban üzerinde p***otropik ve/veya diğer tür kimyasallar kullanır.
[Only Registered Users Can See Links]
Fiziksel İşkence Teknikleri
Bu kadar çok sayıda işkence aletinin ayaklar üzerinde kullanıma yönelik olması garip, hatta fetişistik gibi görünebilirse de aslen oldukça mantıklı bir gelişmedir. Başarılı bir işkencenin en püf noktalarından biri, neredeyse süresiz olarak hayatî tehlike yaratmaksızın uzatılabilmesindedir, ki bu da en iyi, acıyı mümkün olduğunca beyin ve diğer yaşamsal organlardan uzakta tutmakla sağlanabilir. Vücudun bu iki ölçütü birden sağlayan tek kısmı ayaklardır.
Göz dağlama
Cezayir kancası
Ağırlaştırılmış diş sökme
Falaka
Dövme ve fiziksel taciz
Bağlama / bükme
Işıkla körleştirme
Kaynatarak öldürme
Kemik kırma
Dağlama
Yakma / üzerinde sigara söndürme
İğdiş etme
Çocuk tecavüzü
Boğma (elle)
Boğma (suda)
Kesme
Çirkinleştirme
Yaşlılara kötü muamele (fiziksel)
Kırbaçlama
Deri yüzme
Ayak kızartma
Ayak kırbaçlama
Yemeye zorlama
Cinsel sakatlama
Keçi dili
Saç yakma
Dizden vurma
Kol/parmak koparma
Mancuerda
Oksijensiz bırakma
Peine forte et dure
Picquet
Dipçikle vurma
Katran
Tecavüz, Ensest ve diğer tür cinsel saldırılar
Kafa derisi yüzme
Scaphism - Böceklere yedirme
Shabak yöntemi - İsrail'in Filistin'li esirlere uyguladığı, kişiyi öne eğik bir sandalyeye bağlayıp kafasına çuval geçirdikten sonra uyumasına izin verilmeyerek yüksek sesle müzik dinletme yöntemi
Uykusuz bırakma
Yüksek, tiz veya diğer türlü bir rahatsızlığa sahip nitelikte sese maruz bırakma
Aç bırakma
Filistin askısı
Gıdıklama
Dil kesme
Suya sokup çıkarma
Elektrikle İşkence
İşkence veya sorgulamanın modern bir yöntemi vücuda elektrik şokları vermektir. Etkisini güçlendirmek için işkenceciler şokları meme uçları ya da cinsel organlara uygulayabilir
[Only Registered Users Can See Links]
Farmakolojik İşkence Yöntemleri
P***otropik ilaçların (mesela atropine,R015-4513) ağızdan veya damardan zorla alınımı dayatılabilir.
İşkence kurbanları acıya ve iç organlarda hasara yol açan bazı kimyasalları ya da başka türden maddeleri (kırık cam, kaynar su veya sabun gibi) ağızdan yahut damardan almaya mecbur bırakılabilir.
Rahatsızlık verici kimyasallar veya başka ürünler kişinin rektumuna ya da vajinasına zerk edilebilir, yahut dış cinsellik organları bunlara maruz bırakılabilir. Hindistan'da, zina suçu işleyen bazı kadınların vajinalarına kırmızı biber sokularak cezalandırıldığı rapor edilmiştir. Afrika savaşlarında da benzer yöntemlerin pek çok kereler kullanılmış olduğu biliniyor.
Çok yüksek derişimli asit veya baz çözeltilerini koklatma.
[Only Registered Users Can See Links]
İnfaz Yöntemleri ve İdam Cezası
Büyük derecede acı veren ya da sakatlayan, ya da bu ihtimalleri barındırdan tüm idam yöntemleri işkence olarak görülür ve idam cezasını onaylayanlar tarafından birçok kişi tarafından kabul edilemez. bunların bir kısmı kısa süreli olarak uygulandığında ölümcül olmazlar.
Kazığa oturtmak
Yakarak öldürmek
Dövmek
Kafa kesmek
Kan kaybından öldürmek
Haşlayarak öldürmek
Canlı gömmek
Pirinç Boğa'da kızartmak
Çarmıha germek
Ezmek
Kasıtlı olarak bir hastalık bulaştırmak
Bağırsaklarını çıkarmak
Parçalara ayırmak
Boğmak
Canlı olarak yedirmek (ör. vahşi hayvanlara)
Elektrikli sandalye ile öldürmek
Kurşuna dizmek
Hayvan derisine sarmak
Zorla intihar
Boğazlamak
Gaz odası ile öldürmek
Giyotin ile öldürmek
Asmak (kısa düşüşle ya da düşüşsüz)
Canlı bomba / Canlı kalkan ilk olarak Ballyseedy'de esir tutulan Cumhuriyetçilere karşı İrlanda iç savaşı'nda kullanıldı
Kazığa oturtmak
İğneyle öldürme (neredeyse acısız olduğu kabul edilir ancak anestezi ilaçları kurbanı bilinçsiz tutmayı başaramazsa son derece acı vericidir; John Wayne Gacy olayında olduğu gibi)
Ling che
Zehirlemek
Testere ile kesmek
Dikenli fıçı
Recm
[Only Registered Users Can See Links]
İşkence aletleri
"İşkence yöntemi" ile "işkence aleti" arasındaki ayırıcı çizgi sıklıkla bulanıklaşır, özellikle de kullanılan aletle yöntemin ismi özdeşleşmişse.
Boot
Brank
Brazen bull
Breaking wheel
Crocodile shears
Foot press
Foot screw
Heretic's fork
Instep borer
Iron Maiden
Jiá gùn
Judas Chair
Kia quen
Mancuerda
Pau de Arara
Peace breaker's muzzle
Pear
Pear of Anguish
Pillory
Rack
Scarpines
Scavenger's daughter
Scold's bridle
Spanish boot
Stocks
Tablillas
Tean zu
Thumbscrew
Toe breaker
Tucker telephone
Zánzhǐ
Birleşmiş Milletler: İşkenceye Karşı Komite
Birleşmiş Milletler'in İşkenceye Karşı Komite'si (İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, The United Nations Convention against Torture and Other Cruel, Inhuman or Degrading Treatment or Punishment, kısaca UNCAT) Haziran 1987 yılında göreve başladı. Konu ile en alakalıları ilk üç madde ile on altıncı maddenin ilk paragrafıdır:
Madde 1: İşkencenin Tanımı 1. Bu sözleşmenin amacı bakımından işkence, bir kimseye karşı, kendisinden itiraf almak veya üçüncü kişi hakkında bilgi edinmek, kendisinin veya üçüncü kişinin yaptığı veya yaptığından kuşkulanılan bir eylem nedeniyle cezalandırmak veya kendisini veya üçüncü kişiyi korkutmak veya zorlamak amacıyla veya ayrımcılığa dayanan herhangi bir sebeple, bir kamu görevlisi veya resmî sıfatla hareket eden bir başka kişi tarafından veya bu görevlinin veya kişinin teşviki veya rızası veya muvafakatiyle işlenen ve işlendiği kimseye fiziksel veya ruhsal olarak ağır acı veya ıstırap veren herhangi bir edimdir. Kanunî yaptırımlardan kaynaklanan veya yaptırımın doğasında bulunan veya bu yaptırımlarla rastlaşan acı veya ıstırap, işkence sayılmaz. 2. Bu madde, uygulama alanı daha geniş olan hükümlerin bulunduğu veya bulunabileceği uluslararası belge veya ulusal mevzuat hükümlerinin uygulanmasını önlemez. Madde 2: İşkenceyi Önleme Yükümlülüğü ve İşkenceyi Haklı Gösterme Yasağı 1. Her bir Taraf Devlet, kendi egemenliği altındaki topraklarda işkence edimlerini önlemek için etkili yasal, idarî, yargısal veya diğer tedbirleri alır. 2. Her ne olursa olsun, savaş durumu, savaş tehdidi, iç siyasal huzursuzluk veya diğer olağanüstü hal gibi herhangi bir istisnaî durum, işkenceyi haklı göstermek için ileri sürülemez. 3. Bir amirin veya bir kamu makamının verdiği bir emir, işkenceyi haklı göstermek için ileri sürülemez. Madde 3: İade Yasağı 1. Hiç bir Taraf Devlet, bir kimsenin diğer bir Devlette işkence tehlikesine maruz kalacağına inanmak için esaslı sebeplerin bulunması halinde, bu kimseyi sınır dışı edemez, geri gönderemez veya iade edemez. 2. Yetkili makamlar bu tür bir sebebin bulunup bulunmadığına karar vermek amacıyla, söz konusu Devlette insan haklarının ağır, açık veya kitlesel bir tarzda ihlalinin bulunup bulunmadığı da dahil, mümkün olduğu kadar her türlü hal ve şartı dikkate alırlar. Madde 16: İşkenceye Varmayan Eylemler 1. Her bir Taraf Devlet, kendi egemenliği altındaki bir ülkede, birinci maddede tanımlanan işkenceye varmayan diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya ceza edimlerinin bir kamu görevlisi ve resmî sıfatla hareket eden bir diğer kimse tarafından veya bu kimsenin teşvîki veya rızası veya muvafakati ile işlenmesini önlemeyi taahhüt eder. Sözleşmenin özellikle 10, 11, 12 ve 13. maddelerinde yer alan yükümlülükler, işkence sözcüğü yerine diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı bir muamele veya ceza terimleri konarak uygulanır. Burada üzerinde durulması gereken birkaç nokta bulunuyor:
Madde 1: İşkence "ağır acı veya ıstırap veren her hangi bir fiil" olarak tanımlanmıştır, yani acı ve ıstırabın dereceleri vardır ve belli bir seviyenin altında uygulandığında eylem işkence olarak tanımlanmaz. Uluslararası hukukta bu konu ile ilgili tartışmalar özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından etkilenmiştir. AİHM ve konu ile daha ayrıntılı bilgi için Diğer Sözleşmeler bölümüne bakınız.
Madde 2: Eğer bir devlet anlaşmayı hiç kuşku duymadan imzalamışsa, o zaman sözleşmeden doğan sorumluluklarını bozmadan işkenceyi kullanmasını makul kılacak "herhangi bir istisnaî durum" da yok demektir. Bununla birlikte, güçlü bir ülkeye uygulanabilecek en güçlü yaptırım, sözleşmeden doğan sorumluluklarını yerine getirmediğini ilan eden açık bir kayıttır [1]. Bazı belirli istisnaî durumlarda bu ülkelerin yönetimleri, kamuya yansıması durumunda makul bir mazeretle reddedebileceklerini düşündüklerinden, bunu kabullenilebilir bir risk olarak değerlendirebilirler; sonuçta "ağır" kelimesinin tanımı yoruma açıktır.
Madde 16: "zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı edimler"in önlenmesi zorunluluğunu içerir; ancak yalnızca "yönetimi altında bulunan tüm topraklarda". Yani bir devletin, kendi yönetiminde olmayan bölgelerde işkence harici zorlayıcı yöntemlerin kullanılmasına göz yumması yasaklanmamıştır.
Şu an bu sözleşme dünyadaki ülkelerin yarısınca imzalanmış durumdadır.
Cenevre Sözleşmeleri
Dört Cenevre Sözleşmesi, düşman eline düşen kişilere koruma bahşeder. Bu sözleşmeler savaşı geleneksel haliyle, üniformalı insanların yine üniformalı ve kimliği açıkça belirgin düşmanlarla, sınırları açıkça belirli alanlarda çatıştıkları haliyle tasavvur eder. Bu nedenle insanları iki farklı gruba ayırırlar: savaşçılar, ve olmayanlar (siviller). Varlıkları hukukî söylemde ima edilen, ancak kendilerine karşı takınılacak tavır sözleşmelerde işlenmeyen bir üçüncü grup daha vardır. Bunlar yasadışı savaşçılardır; mesela casuslar, paralı askerler ve savaş kanunlarını -örneğin beyaz bayrak sallamasına rağmen düşmana ateş açarak- çiğneyen diğer savaşçılar. Savaşçılara ve sivillere sağlam bir koruma bahşedilirken, yasadışı savaşçılara daha düşük seviyeli bir koruma sağlanır.
Üçüncü (CSIII) ve Dördüncü (CSIV) Cenevre Sözleşmeleri, çatışma kurbanlarına yönelik muamele ile en ilgili olanlardır. Benzer şekilde ifadelendirilmiş 3. maddelerinde iki sözleşme de belirtir ki, "uluslararası olmayan silahlı çatışmalar"da "silahlarını bırakan silahlı kuvvetler mensupları da dahil olmak üzere, husumette etkin bir şekilde rol almayan kişilere...bütün hallerde insanca muamele edilecektir." ve hiçbir şekilde "kişiye ve yaşama karşı şiddet, özellikle de her tür cinayet, sakatlama, zalimane muamele ve işkence" veya "kişisel onura karşı hakaret, özellikle de aşağılayıcı ve küçümseyici davranış" olmamalıdır.
CSIV bir uluslararası silahlı çatışma içinde bulunan çoğu sivili kapsar ve bunlara genellikle "Korunmuş Kişiler" der (böyle kabul edilmeyenler için hemen bundan sonraki muafiyetler bölümüne bakınız). Madde 32'de korunmuş kişiler, "cinayet, işkence, fiziksel cezalandırma, sakatlama, tıbbî ve bilimsel deneylere...ayrıca ister sivillerce ister askerî yetkililerce uygulansın, diğer herhangi bir zulüm aracına" karşı korunma hakkına sahiptirler.
CSIII bir uluslararası silahlı çatışmada esir düşenlere yönelik muameleleri kapsar. Bilhassa madde 17 şunu belirtir: "Savaş esirleri üzerinde, hangi türde olursa olsun onlardan bilgi alabilmek adına ne fiziksel ya da ruhsal işkence, ne de başka herhangi bir baskı aracı kullanılabilir. Konuşmayı reddeden savaş esirleri tehdit, hakaret veya herhangi türden bir sakıncalı muameleye maruz bırakılmamalıdır". CSIII'teki Savaş Esirlerinin durumu hakkında, CSIV'teki "Korunmuş Kişiler"inkinden çok daha az muafiyet durumu vardır. Kişi, bir uluslararası silahlı çatışmada düşman savaşçısı ise otomatikman CSIII'ün korumasına sahip olur ve yasadışı savaşçı olmadığı sürece bir Savaş Esiri olarak kabul edilir.
Belirtildiği gibi, yasadışı savaşçılar CS altında daha az korumaya sahiptirler. Yasadışı savaşçı olup olmadıklarına dair bir şüphe durumunda "bir ehil mahkemece durumlarına karar verilene kadar" bir Savaş Esiri olarak muamele görürler (CSIII madde 5). Dikkat edilmelidir ki ehil mahkeme kavramı tanımlanmamıştır ve tarafsızlığa dair bir gereklilik de şart koşulmamıştır. Eğer mahkeme yasadışı savaşçı olduklarına hükmederse, CSIV hükmü altındaki bir "Korunmuş Kişi" olarak kabul edilmezler. Yine de buna rağmen CSIV tarafından bahşedilen belli bir korunmaya sahiptirler ve "kendilerine insanca davranılmalı ve bir savaş suçları davası durumunda, mevcut Sözleşmede belirtilen adil ve düzenli bir muhakeme hakkından yoksun bırakılmamalıdırlar" (CSIV madde 5).
Dördüncü Cenevre Sözleşmesi Muafiyetleri [değiştir]
Dördüncü Cenevre Sözleşmesi (CSIV) çok önemli bir muafiyet getirmektedir:
"Şayet ihtilâfa dahil bir Taraf kendi toprağında işbu Sözleşme ile himaye gören bir şahsın ferdî olarak devlet emniyetine zarar verecek faaliyette bulunduğundan haklı olarak şüphe etmek için ciddî sebeplere sahip olursa veya bu faaliyette bulunduğu sabit olursa bu şahıs, tatbik edildiği takdirde devletin emniyetine zarar getireceğinden işbu Sözleşme'nin bahşettiği hak ve imtiyazlar üzerinde hiçbir iddiada bulunamaz...Mamafih, bu hallerin her birinde, yukarki bentlerde zikredilen şahıslara insanî muamele yapılacak[tır]." (4. CS madde 5) 4. CS ile korunmayan başka iki grup daha vardır:
Sözleşmeye bağlı olmayan bir Devletin vatandaşları Sözleşme tarafından korunmazlar.
Savaşan bir devletin topraklarında bulunan, tarafsız bir devletin vatandaşları ile savaş-ortağı bir devletin vatandaşları, eline düştükleri devlet nezdinde kendi devletlerinin normal bir siyasî temsilciliği bulunduğu müddetçe, himaye görecek şahıslar olarak telakki edilmezler (madde 4). Neredeyse hemen her devletin diğer devletler nezdinde diplomatik bir tanınmışlığı bulunduğundan, çoğu tarafsız devletin vatandaşları, bir savaş bölgesinde iseler 4. Cenevre Sözleşmesi'nden hiçbir koruma bekleme hakkına sahip değillerdir.
ABD'nin Teröre Karşı Savaş 'ı gibi bir çatışmada birçok yasadışı savaşçı, ya uyruklarından dolayı bu onlara esirgendiğinden (aşağı bölümlere bakınız), ya çok tehlikeli bulunmaları nedeniyle Madde 5 uygulamaya sokulabildiğinden ya da yasal savaşçı teriminin sözlük anlamına uymadıklarından (bir Taraf'ın silahlı kuvvetlerine mensup değillerdir, üniformaları yoktur, "uzak mesafeden ayırt edilebilecek sabit bir işaret" taşımazlar), Cenevre Sözleşmelerince bahşedilen korumadan yoksun bırakılmıştır.
Diğer sözleşmeler
Soğuk Savaş sırasında, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi olarak adlandırılan bir sözleşme imzalandı. Sözleşme'nin temeli İHEB'dir. Sözleşme'yi yorumlamak üzere bir mahkeme de oluşturulmuştur ve ""İşkence yasağı"" başlıklı 3. maddesi ""Hiçkimse işkenceye, insanlıkdışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamaz" hükmünü içermektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 1978 tarihinde "duyusal yoksunluk" içeren beş tekniğin işkence değil ama "insanlıkdışı ya da onur kırıcı muamele" olduğuna hükmetmiştir (Irland v. U.K.). Ayrıntılar için bkz. Accusations of use of torture by United Kingdom . Bu dava Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme'nin yürürlüğe girmesinden 9 yıl önceydi ve o tarihten bu yana Devletleri neyin işkenceyi oluşturduğu hakkında düşünmeye sevk etmiştir.
Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi de işkence ve "zalimane, insanlıkdışı ve onur kırıcı muamele ve cezayı" açıkça yasaklamıştır.
Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallar "disiplin cezası olarak, bedensel ceza, karanlık bir hücrede bırakarak cezalandırma ve bütün zalimane, insanlıkdışı ya da onur kırıcı cezaların bütünüyle yasaklandığını" belirtmektedir.
İşkence Karşıtı Sözleşmelerin Gözetimi
Bir Cenevre sözleşmesi imzacısı ile başka bir taraf arasındaki silahlı çatışma zamanlarında, Uluslararası Kızıl Haç Komitesi (International Committee of the Red Cross, ICRC) delegeleri imzacı tarafın, işkence kullanımı da dahil olmak üzere, Cenevre Sözleşmelerine uyup uymadığını gözlemler.
Resmî bir BM belgesi olan İstanbul Protokolü, işkencenin ve sonuçlarının belgelenmesine dair uluslararası ilk yönergeleri barındırır. Protokolün resmî bir Birleşmiş Milletler belgesi olarak kabulü 1999'da gerçekleşmiştir.
İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Davranışların veya Cezalandırmaların Önlenmesine yönelik Avrupa Sözleşmesinin 1 nolu Maddesinde şart koşulduğu gibi, İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Davranışların veya Cezalandırmaların Önlenmesi için Avrupa Komitesi (European Committee for the Prevention of Torture and Inhuman or Degrading Treatment or Punishment, EPT), "özgürlüğünden mahrum edilmiş kişilere karşı muameleleri inceleyecek ve, gerektirdiği takdirde, bu gibi kimselerin işkence ya da aşağılayıcı davranış veya cezalandırılmalardan korunması amacını gözeterek, ziyaretlerde bulunacaktır".[1]
Uluslararası Af Örgütü ve İşkencenin Önlenmesi Organizasyonu (the Association for the Prevention of Torture, APT) [2] gibi insan hakları kuruluşları, tüm dünyada işkence kullanımını durdurmak amacıyla yapılan çalışmalarda etkindirler ve işkence olaarak kabul ettikleri eylemler üzerine raporlar yayımlamaktadırlar
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
Tarihin karanlık sayfaları
[Only Registered Users Can See Links]
Kızgın kerpetenler, çivili sandalyeler, büyük huniler, parmakları sıkıştıran mengeneler, ölüm askıları... Tüm bunlar, 20. yüzyılda siyasi muhaliflerini susturmak ve sindirmek için, totaliter rejimlerin kullandığı zindan aksesuarları değil. Bu işkence aletleri, bir dönem, Katolik Kilisesi'nin vazgeçilmez yardımcılarıydı ve engizisyon mahkemelerinin utanç dolu sayfasını oluşturuyordu.
1633 yılının 22 Haziran günü, Roma, tarihinin en önemli günlerinden birine tanık oluyordu. Engizisyon mahkemesinde yargılanan Galileo Galilei'nin son sözleri merakla bekleniyordu. Ünlü bilgin acaba düşüncelerinde direnecek miydi, yoksa "itiraf" mı edecekti? Yüzlerce izleyici ve jüri sıralarını dolduran onlarca din adamının ortasında, kendisini tarihle hesaplaşmak üzere bir av gibi hisseden Galilei'nin ağzından şu sözler döküldü: "Ben, 'Güneş evrenin merkezindedir' dediğim için yargılanıyorum ve bu tür aykırı görüşleri nefretle kınıyorum, lanetliyorum. Aynı zamanda Kutsal Katolik Kilisesi'ne yapılan tüm yanlışları da..."
69 yaşındaki bilim adamı, kendisi gibi Güneş'i merkez kabul eden görüşü savunanlardan Giordano Bruno'nun kazığa bağlanıp yakılmasından sonra, pek kahramanca davranamamıştı. Ama yine de, bugün engizisyon denince akla "Galileo Gallilei'nin duruşması" geliyor. Nitekim 2000 yılında papa, binyıl kutlamalarını fırsat bilerek, başta büyük bilim adamları olmak üzere, bir zamanlar din adına gerçekleştirilen bu uygulamalardan dolayı özür diledi.
Üç büyük engizisyon... Gerek kararları, gerek siyası ve dini erki nedeniyle üç büyük engizisyon adından çok söz ettirdi. Ortaçağ Engizisyonu, Valdensesler ile Katharlar'ın kurulu düzeni sarsan öğretiler yaymaya balamaları üzerine, 1231'de Papa IX. Gregorius tarafından kuruldu.
İspanyol Engizisyonu ise, Castilla kraliçesi I. Isabella'nın ısrarı üzerine, Papa IV. Sixtus tarafından 1483 yılında onaylandı. Müslümanlar'la Yahudiler'in kendi inançlarına bağlanmalarını sağlamak hedeflenmişti. Bu nedenle, 200.000'e yakın Yahudi, 1492 yılında İspanya'yı terk etti.
Roma Engizisyonu, Roma Katolik Kilisesi'nin savunduğu öğretiyi korumak için III. Paulus tarafından 1542'de kuruldu. Genel olarak Calvin ve Lutherciler'e savaş açtı. Roma Engizisyonu, cadılık ve büyücülükle de uzun yıllar mücadele etti.
[Only Registered Users Can See Links]
Bir manastıra ya da piskoposun sarayına yerleşen engizisyon sorgucusu, daha sonra halkı kilisede toplayıp uzun bir vaaz veriyordu. Amaç, yerel halkla ilişkileri sıcaklaştırmak ve onların güvenini kazanmaktı.
Engizisyon mahkemeleri, çoğunlukla "ihbar" müessesesi üzerine kurulmuştu. Eğer bir kişi kendi günahlarını gelip bir ay içinde itiraf ederse ve "özür dilerse" affedilirdi. Ancak bu süre içinde böyle bir davranışta bulunmazsa, ona karşı dava açılırdı. Davalı, mahkemede kendisini kimin ihbar ettiğini asla öğrenemezdi.
Sorgucunun katedralde verdiği vaaz, daha sonra yazılı olarak kiliselerin kapılarına asılırdı. Böylece hiç kimse "benim, mahkemenin geldiğinden haberim olmadı" diyemezdi. Bu ilandan sonra, sorguculara ihbarlar yağmaya başlardı. Mahkeme bir ay boyunca bu ihbarları okur, değerlendirir ve ihbar edilenlerin kendilerini göstermelerini beklerdi. İhbarların tümü noter tarafından kayda geçirilir ve bir temele dayanıp dayanmadıkları ya da sadece çamur atma olup olmadıkları araştırılırdı.
1593 yılında tutuklanan ünlü bilim adamı Giordano Bruno, önce Venedik Senatosu'na sevgilisi olan bir kadının kocası tarafından zina suçuyla ihbar edilmişti. Halkın tepkisinden korkan Senato, bu ihbarı kendisi değerlendirmek yerine engizisyon mahkemesine havale etmişti.
Mahkeme tutanaklarından, engizisyona gelen ihbarların yüzde ellisinin ciddiye alınmadığı açıkça görülüyor. Öte yandan, bugüne kadar pek bilinmeyen bir nokta, yanlış ihbarlarla suçlamada bulunan kişilerin de işkenceyle cezalandırılmasıydı.
İhbarın üzerinden bir ay geçtikten ve iyice değerlendirildikten sonra, engizisyon bir ön sorgulama yapardı. Bu noktada çok dikkatli davranılır ve suçlanan kişinin saygınlığını yitirmemesine özen gösterilirdi. Çok nadir olarak, ön sorgulamadan önce tutuklama yapılır ve bu durumda mutlaka iki tanık gösterilirdi. Ancak, ön sorgulamadan sonra, suçlanan kişi "tehlikeli" olarak tanımlanırsa, hemen tutuklanır veya piskoposluk sarayının ya da kraliyet mahkemesinin zindanına atılırdı.
Engizisyon kurallarına göre, tutukluların her türlü bakımından ve harcamalarından kilise sorumluydu. Belgeler, bu konuda oldukça ilginç uygulamalara tanıklık ediyor. Örneğin, bazı mahkûmlar pahalı şaraplar sipariş ediyor; hatta bazıları, geceyi eşleriyle birlikte geçirmeyi talep ediyorlardı. 1632 tarihinde engizisyon, mahkeme boyunca Galileo Gallilei'yi üç odalı bir evde ağırlamış ve kendisine bir de hizmetçi tahsis etmişti.
Mahkeme işlemleri basitti. Sanık ya piskoposluk sarayında ya da bir manastırda yargılanırdı. Mahkeme bir sorgucu kurulundan, noterden ve iki hukuk uzmanından oluşurdu. Bu uzmanlardan biri kilise dışından seçilebiliyordu. Mahkemelerde suçlanan kişinin bir avukatı yoktu. Sadece, sorgulamalarda itiraf edip etmediğine tanıklık etmek için bir kraliyet temsilcisi hazır bulunuyordu. Sorgucular, mahkemede suçlamalarını hem Latince hem de suçlunun anadilinde yapmak zorundaydılar. Sorgucular, çoğunlukla suçlu sıralarından çok daha yüksekte bulunan bir kürsüde otururlardı. Sorgucu konuşmasına, önce suçlunun kimliğinden, işinden, ailesinden söz ederek başlar ve daha sonra sözü işlenen suça getirirdi. Sorgucular p***olojik taktik konusunda çok uzmandılar. Suçluyu çelişkiye düşürüp, erken ve acele bir itiraf peşindeydiler. Bazı sorgucular bu konuda öyle uzmanlaşmışlardı ki, suçluyu giyiminden, bakışından ve duruşundan saptayabiliyorlardı. Engizisyon sorgucularının en ünlülerinin başında Bernardo Gui geliyordu. Çeyrek yüzyıl boyunca kendini soruşturmalara adayan bu Dominiken din adamı, sorgulamalarının büyük bir çoğunluğunu, 1324 yılına kadar Fransa'nın Toulouse kentinde sürdürdü. Başpiskopos ilan edildiğinde, o güne kadar tam 930 kişiyi yargılamış ve cezalandırmıştı.
Suçunu itiraf etmekte direnenler için işkence uygulanması, belki de engizisyon adının bu denli tiksinti ve ürperti yaratmasının nedeni...
Aslında, Ortaçağ boyunca bu yönteme çok fazla rağbet edilmemişti. İşkence uygulamasının kurumlaşması 14. yüzyıldan sonra Roma hukukunun kabul edilmesinden sonra gerçekleşti. İşkence, mahkeme boyunca söylediklerinde çok büyük kuşkular ve çelişkiler olan suçlular için, ancak ve ancak başpiskoposun onayıyla yapılırdı. Engizisyon mahkemelerinin uyguladığı işkenceler konusundaki tartışma, günümüzde de tüm hızıyla sürüyor. Bir grup tarihçi, bu işlemlerin acımasızlığını ve zalimliğini dile getiriyor. Onlara göre, bazı yazılı kaynaklarda işkence gören kimi suçluların vücutlarının normalden 30 santim daha uzadığı belirtiliyordu. Yine kurbanın ağzına, büyük hunilerle bir seferde litrelerce su, hatta kimi zaman idrar boşaltılıyordu. Günahkârların kalçaları kızgın kerpetenlerle sıkılıyordu. 1486 yılında Alman engizisyon sorgucuları tarafından kaleme alınan "Cadıların Tokmağı" adlı el kitabı, engizisyon mahkemesinin uyguladığı bazı işkence yöntemlerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu.
[Only Registered Users Can See Links]
Dini doktrinlere karşı çıkanlar...
Katolik kilisesi, Ortaçağ'da gücünü sağlamlaştırdıktan sonra, kabul edilmiş doktrinlere karşı çıkanları toplum düşmanı olarak ilan etmeye başladı. Ancak, pişmanlığı reddedenler de vardı:
Roger Bacon (1220-1292)
Britanya İmparatorluğu'nda yaşayan Kelt bilim adamı, deney yöntemini ilk savunan Ortaçağ aydınlarındandı. Büyüteci bulan ilk olarak tarihe geçti. Fransisken öğretisini eleştirdiği için 15 yıl hapis yattı.
Ockhamlı William (1285-1347)
İngiliz filozof, varlık konusundaki yalınlık ve tutumluluk ilkesiyle ünlü... "Nesneler zorunlu olanlar dışında çoğaltılmamalıdır" sözü, "Ockham'ın usturası" şeklinde adlandırılıyor. Papalığa karşı imparatorluğu desteklemenin İncil'e uygun olduğunu söylediği için mahkum edildi. Ancak, Münih’e kaçarak yaşamını burada sürdürdü.
Giardano Bruno (1548-1600)
Aristotelesçi kapalı evren görüşünden ilk sıyrılanlar arasında yer alan İtalyan filozof, Kopernik'in ¤¤¤ini savundu. Evrende, Dünya'dan başka birçok gezegenin bulunduğunu söyledi. Aykırı görüşler beslediği için Roma'da kazığa bağlanıp, diri diri yakıldı.
Şimdi fotoğraflarını göreceğiz işkence teknikleri ise Çin'den. Bu ülkede şimdi uygulanıyor mu bilinmez ama bir zamanlar inanılmaz işkence teknikleri varmış.. Örnek verecek olursak; burundan sigara içirtmek, ayak altlarının kazınması gibi. Neyse bundan sonrasını fotoğraflar anlatsın size...
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
[Only Registered Users Can See Links]
İşte insanlığın acı yüzü olan işkenceler tşk. paylaşım için...
Synchron
21.09.08, 12:25 PM
ben engizisyon aletleri diye bir şey hatırlıyorum işkence aletlerine verilen isimlerdi sanırım ama yanlış da olabilir, baştan sona okudum bu tarih bilgilendirmesi için teşekkürler ...
galiba bu saw filmini bu alet ve resimlerden esinlenerek yapmışlar
tırstım olum hele o şeyin üstüne koyulan dikenli şeyden :D sağolasın
HpCoder™
05.12.08, 09:15 PM
Bunlar Cok gusel resımler saol aytım abla
Bykatliam
06.12.08, 06:13 PM
O aletlerle işkence görenlere yazıkk .. yhaa
SessizKral
06.12.08, 06:20 PM
Yazık walla..bunların yaptığı zaten insanlık dısıfakat gercekten iskence nin hakkını verip bedene değil ruha cektiriyolar bu düşünce baska bi konu üzerinde olsaydı enfes seyler çıkardı ortaya
NefretimSin
18.12.08, 07:37 PM
Agam okurken ders işliyo gibi oldum işkenceyle ilgili:D
macimen
18.12.08, 09:02 PM
Bunu insanlar yapamaz ki...Yapsa yapsa insan dışı varlıklar yapar ancak bunu...Gerçi varlık demek bile gelmiyor içimden:killer:
Blackpearl
13.01.09, 02:07 PM
abi sen psikopatmısın yaaa :D
beethovenlive
03.03.09, 11:06 AM
yuhhhhhh yaaaa nasil bir adamlar bunlar kahretsin böyle hayat olmaz olsun yaaaaaa adamin kafasini kesmişler servisle krala getiriliyor ya harbiden böyle insanlik olmaz yaaaaa nasil bir hayat harbiden tiskindim ya tüylerim diken diken oldu yuhhhh yaaaaaaaaaaaaa böle hayat olmaz olsun :@
hudaver
22.03.09, 10:48 PM
Allah belalarını versin. ne diyelim.paylaşım için teşekkürler.:hi:
eed bencede yazık masum kişilere işkence yapıyorlar
federal
14.04.09, 03:27 PM
Aslında Yuz Kızartıcı Kışılere Bunları Uygulayacaksın ıbret Olsun Dıe Bakalım Suc Oranı Yukselıomu Ehehhe
efecantr
05.05.09, 07:03 PM
o zamanlar
Türklere barbar diyenlere bak
çok kotu yöntemler paylaşım için teşekürler
DenqeSiz
05.06.09, 06:54 PM
cok garıp ıskence aletleri :D
Hizli ve Öfkeli
06.06.09, 10:15 AM
kım bılır bu işkence aletlerıyle kımler ne işgence cektırılerek öldürülmüstur ama kimsenın yaptıgı yanına kalmıcak ilahi adalettin huzuruna cıktıkları zaman nasıl hesaplarını verıcekler orasını ozaman görecekler.arkadasım paylasımın ıcın tşkler
atakansarı
06.06.09, 10:18 AM
allah kimseye onları vermesin diyorum ama türkiyenin gidisati bu
Amanin Bu bolume girmicem bida :|
bune olum piskopat lan bu:D
bababatu
14.06.09, 12:29 PM
agam bunlar ne boyle tuylerım dıken dıken oldu
JulaFton
25.06.09, 01:52 PM
Walla O kadar UqRAsmısın Sayfanın Ceyregini Biz doldurduk Sen ne Kadar Doldurmusn
Leonidas
30.06.09, 12:20 PM
insanlardaki bu psikopatlığın nerelerden geldiği belli..
yazık o iskencelerı yapanlara yuhh
offf cook kotu o aletlere konmak istemezdim
waLLeR | kaan
17.07.09, 04:27 PM
Ellerine sağlık AGAM , harika olmuş . Okurken ve resimlere bakarken keyif aldım iğrenç olmasına rağmen
ya bunar gercekmi aman sahte sahte filimler bunardan eseniyo ama güsel filimler de ckıo yinede saolun
berkobey
03.08.09, 05:18 PM
fazlasıyla iğrenç bi konu olmuş ögh :S
allah kahretsin hepsini allah cennet yüzü göstermesin daha daha kötüsü olurmu
mertosun
18.08.09, 08:25 PM
ya bunlar insan değil günah be günah o canlara günah be değermi hiç
way be şaşdim :D teşşekürler
Valla o şeyleri ciddi ciddi insanların üstünde kullanıyorlar adamın elini bağlamış adamın baağını daliyor.Paylaşım için saol
andreina
26.08.09, 12:00 AM
bunlar su andada kullanılıyormudur acaba..
belki bi kaçını kullanan ülkeler de vardır..
rizelem
28.08.09, 02:15 PM
emege saygı igrenc yanliz xD telekkürler rep verdim
huseyinkezer
06.09.09, 03:42 PM
hepsı cok acayip
PayLaşım İçin TeŞeKKürLeR.
Sagolera
10.09.09, 12:09 AM
uff ya oneydı oyle iskence yapan adamlar elimde olsaydı warya
coolname
11.09.09, 08:30 PM
pff millet neler neler düşünüor üretirken yazık
chaqma_hayko
02.10.09, 06:36 AM
kaba kuvet insanların en büyük ayıbı
insanların en büyük ayıbı iskence
Prometheus
02.10.09, 06:50 AM
işknece yapanları aynı silahlarıyla vurmak lazımki anlasınlar sonucta bu bir can işkenceyle ne insaları öldürmüşlerdir kesin bu yuzden avrupa insan haklarına hep tazminat ödüyoruz tşkler paylasım için
klonboys
07.10.09, 07:31 PM
işkence kolay iş banada malzeme verseler yüz çeşit işkence bulurum sana onladan 10 tanesinede 1 saatten fazla dayanamazsın
erdemix
28.10.09, 01:38 PM
en kötüsüde derisini yüzüyolarya canlı canlı bilinçsizinsanlar ne olcak benciller işte
Bunları öğrendiğim iyi oldu :D
kraldevil
13.11.09, 07:25 PM
tüyLerim diken diken oLdu o insanLarı düşünemiyorum :s
kraldevil
13.11.09, 07:25 PM
emege saygı resimLer c0k güseL oLmus ellerine saglık
vay be dünyada ne acımasız halklar var güzel paylaşım saol
ürkütücü işkence çeşitleri yaa bu çinlilerde kesin psikolojik bir sorun var kesinn:005:
öncelikle paylasim için teşekkürler,yaziyi bastan sona okudum senin sayende bilgi sahibi oldum saoll...
volkanvarol
02.12.09, 07:50 PM
Çok Kötu ama Allah Kimseyi Bu İşkence Aletlerinin eLine Duşurmesın :)
Dikenli Sandalyeye Bayıldım Baska resimlerde Olsa Güzel OLurdu Mesela Kazak kazaga otuttur derlerya
Vatansever
27.01.10, 06:46 AM
önce okuyayım dedim baktım sayfa uzadıkça uzadı bu mesaj yerine bile zor yetiştim konun güzelmiş ve çokta uzun çok değişik yöntemler varmış baya uğraşmışsın konu için Teşşekürler
theimam
24.02.10, 03:17 PM
işkence için ellerinden geleni yapıyorlar yanii yuh
zekbaby
08.03.10, 10:45 PM
Çok ürktüm akşam akşam
bilmemem
13.03.10, 06:47 PM
Bunlara inanmayan lar var arkadaşlar o fotoğraflardan çoğu eski zamandaki insanlarin elleriyle çizdikleri resimler zaten bunların hepsinin gerçek olmadığını dünyadan yalan layan yok hiç birinde kendimi düşünemiyorum :( bi resim var kazıga orutma gibi o çok pis olsa gerek birde adami ortadan 2 ye testereyle bölme :(
kurt-adam
23.05.10, 07:01 PM
ALLAH a şükür ülkemizde böyle manyakça hareketler yok
bygamer
30.07.10, 05:51 PM
bilgiler için teşekkürler
Vatan Sağolsun
10.05.11, 11:30 PM
tüylerim tiken tiken oldu şu işknece aletlerini ve nasıl yapıldıklarını okudukca igrendim ya nerde bu devlet
solessa
24.08.11, 11:20 PM
PayLaşım için tşk.
Demekki çin işgencesi dedikLeri buymuş :)
Tek keLime iLe iğrenç !
vBulletin v3.7.0 Beta 3, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.